Bürokraside her zaman şeref verilmez bazen hesap da verilir.
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı....
Üst düzey bürokratlar makamın sihrine kapılarak zaman zaman yanlış güzergaha girebilmektedir. Kamu gücünü kullananların her zaman şeref vermeyeceği bazen de hesap vereceğini unutmaması gerekiyor.
Daha önceki yazımda İmamoğlu vakasından bürokrasinin çıkarması gereken dersleri 16 maddede açıklamıştım. Gelinen noktada yapmış olduğumuz analiz her geçen gün tek tek ortaya çıkıyor. Bu yazımda konuyu farklı boyutlarıyla açıklamaya devam edeceğim.
Bu köşeyi takip edenler bir belediye başkanının göreve başlar başlamaz makam odasının kapısını söktürdüğünü yazdığımı hatırlayacaktır. Bu adam boşuna kapıları söktürmedi. Biliyor ki kendisine çok fazla usulsüz talep gelecek. İşte bu talepleri ortadan kaldırmak için kapıları söktürüyor. Çünkü insanlar uluorta yerde usulsüz talepte bulunamazlar.
En ahlaksız insan dahi yaptığı bir fuhşiyatı aleni yapmaktan çekinir. Bir yerde ne kadar gizli saklı işler yapılmaya çalışılıyorsa bilin ki orada büyük ihtimalle yanlış işler yapılıyordur.
Elbette devlette Devlet sırrı mahiyetinde işler vardır ve bunların nasıl yapılacağı bellidir. Bu tür işlerin şeffaflık adına davulla zurnayla duyurulması yapılmaz.
Kamu gücü kullananların ister istemez içerden ve dışarıdan çok sayıda rakibi olur. Bir de kullanılan güç büyüdükçe rekabette kızışır. İşte İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kaçırdığı nokta burada yatmaktadır.
Son olarak Ekrem İmamoğlu’nun kameraların kayıt almaması için yaptığı karartmalar ortalığa düşünce demek ki gizli saklı işler bir gün ortaya çıkıyormuş. İşin içine birde sinyal kesiciler girince hayrola diye soruluyor.
Bir dönem gözde bürokrat olan Can Akın Çağlar birilerinin gazına gelerek İmamoğlu ile aynı yolda yürümeye başladı ve şuan kan ter içinde hesap veriyor. Öyle ya çamurda yürüyüp te üzerine çamur bulaşmayan olmaz.
Bir de bürokraside vefa çok zayıftır. Atalar düşenin dostu olmaz diye boşuna söylememiştir. Bürokraside düşenin ise hiç dostu olmaz. İsterseniz eski anılarını anlatan üst düzey bürokratları dinleyin. Aradıkları telefonların biranda aradığınız numaraya ulaşılamıyor sinyali ile yankılandığı çok olur. Bu nedenle hısımların hasım olması bürokraside çok sıradandır.
Cenaze evine gidenler çok iyi bilir. Bazıları diğerlerinden çok fazla ağlar ve feryat ederler. Biraz araştırınca bakarsınız ki bu kişinin geçmişte çok sevdiği birisi ölmüştür veya başına ağır bir bela gelmiştir. Kalabalıklar da böyledir. Kalabalıkları en iyi analiz eden rahmetli Osman Bölükbaşıdır. İsteyen anılarını okuyabilir.
Daha önce bürokrasinin çıkarması gereken dersleri açıklamaya çalışmıştım. Olaya sadece İmamoğlu olayı olarak bakılırsa çok büyük bir yanlış yapılmış olur. Olaya kamu gücü ve kamu kaynağı kullanan herkesin farklı boyutlardan bakması gerekiyor. Kamu kaynağını sahiplenen ve kendi malı gibi kullananların günün birinde kapısının çalınacağının bilinmesi gerekiyor.
Siyasette olduğu gibi bürokraside de ciddi bir rekabet vardır. Dün astınız olarak birlikte çalıştıklarınız bir anda sizin makamınıza talip olabilir ve sizi yerinizden de edebilir. Ya da dün iyi olduğunuz kişilerle sonradan aranız bozulabilir. Böyle zamanlarda kıyıda köşede kalmış evraklar bir anda savcılara ulaşabilir. Bunun için siz siz olun hesabını veremeyeceğiniz işlere girişmeyin.
Kamu gücü kullananlar, etrafında pervaneler gibi dolaşanların şahıslarındaki kerametten ziyade kullandıkları kamu gücü ve kaynağından dolayı olduğunu bilerek buna göre hareket etmeleri gerektiğini unutmamalıdır. Kerameti kendinden görenlerin kendinden önce bu makamlarda oturanların akıbetine bakmalarını öneririz. Öyle zamanlar gelir ki karşınızda el pençe divan duranların sizi tanımadığına şahit olursunuz. İnanmayanlar eski siyasetçi ve bürokratlara bakabilir.
Bir de kamu gücü kullananların önünden büyük bir rant akıp gider. Bu rantın kamuya ait olduğunu bilerek ve emanetçi olduklarını unutmayarak yanlışa kapı aralamamaları gerekir. Zaman zaman bu tür yanlışlara göz kırpanlar olduğunu görürsünüz. Ancak bu kişilerin dünyada da ukbada da akıbetlerinin berbat olduğunu/olacağını bilmemiz gerekiyor.
Sonuç olarak Gök Kubbenin altında hiçbir şeyin gizli kalmayacağı ve bir gün ortaya çıkacağı bilinmelidir.
Benzer Haberler
Resmi Gazete'de bugün (20.09.2026)
Resmi Gazete'de bugün (19.09.2026)
Resmi Gazete'de bugün (18/09/2026)
Şimşek'ten memur ve emekli zammı açıklaması
Zam tabelaya yansıdı: Motorin 100 lirayı aştı!
Resmi Gazete'de bugün (17.09.2926)
Resmi Gazete'de bugün (16.09.2026)
Resmi Gazete'de bugün (15.09.2026)