Kamu işçileri toplu sözleşme ile hak ettikleri ücret artışını almalılar
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı...
Yazılarıma gelen yorumlara bakınca sanki kamu işçilerinin düşmanıymışımcasına bir yaklaşım sergilendiğini görüyorum. Kitabın ortasından yazmanın zorluğunu bilerek yazılarımı kaleme almaya çalışıyorum. Bu nedenle bir dönem EYT’liler yazılarıma tepki göstermişti. Ancak gelinen noktada hep bir ağızdan EYT düzenlemesinin ne kadar kötü olduğu belirtiliyor.
Şimdi gelelim kamu işçilerine. Kamu işçilerinin karşısında olmam gibi bir durum söz konusu olamaz. Yazılarım dikkatlice incelendiğinde işçi karşıtlığı yaptığımın doğru olmadığı görülecektir. Hal böyle iken yaptığım paylaşımlar nedeniyle işçilerin aleyhine olduğuma dair çok sayıda olumsuz yorum gelmektedir.
Mühendislerde haklı olarak emrinde çalışan işçilerin kendilerinden daha yüksek ücret aldığını belirtiyor. Eğer aksi durum varsa bunun medeni bir şekilde izahı ve paylaşımı yapılabilir. Ancak agresif bir şekilde hakarete varan yada tehdit vari paylaşımlar kimseye hiçbir fayda sağlamaz. Şimdilik takipten çıkarıyorum ve haklarında hukuki süreç başlatmıyorum.
Öncelikle tartışma kültürümüzün gelişmesi gerekiyor. Hakarete varmadan herkes fikirlerini belgelendirerek paylaşabilmelidir. Vurun konuşturmayın yaklaşımı doğru değildir ve kimseye yarar sağlamaz.
Yine ekonomik koşullar ve 2025 yılı bütçesindeki sınırlı kaynaklara dikkat çeken kaynaklara göre, TÜHİS’in kamu işçilerine ilk 6 ay için önereceği zam oranının yüzde 15’i geçmeyeceği iddia ediliyor.
Bu rakamın söylentiden öteye gidemeyeceğini izah etmeye dahi gerek duymuyoruz. Memur veya işçi kesiminin mali olarak ciddi bir zorluk içerisinde olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Kaldı ki toplu sözleşme bir pazarlık olup ortamı kızıştırmak için her konu gündeme gelir ve getirilir. En önemlisi de işçi kesiminin eli memurlara göre oldukça güçlüdür.
Zaman zaman okuyucularımızdan gelen konuları gündeme getiriyoruz. Uzunca bir süredir bunu ihmal ettiğimizin farkındayız. Bugünkü yazımızda okuyucularımızdan gelen talepleri gündeme getirmeye çalışacağız.
Bir okuyucumuz; “Vergi Müfettişi olarak görev yaptıktan sonra görevden ayrıldım. Tekrar göreve dönememe mevzuat engeli çıkarılıyor. Ancak bizden daha üst görevlere ise böyle bir engel yok. Bu haksızlığın düzeltilmesini gündeme getirmenizi istiyoruz.” ifadelerini kullanmış.
Bu hükme göre istifa ettikten sonra maddede yer alan faaliyetlerde bulunanlar tekrar vergi müfettişliğine dönememektedirler. Ancak vergi müfettişliğine atanma mümkün değilken daha üst görevlere atanmak mümkün olabilmektedir.
Nitekim Kurul Başkanı olarak atanmak için herhangi bir şart bulunmamaktadır. Üst Kademe Kamu Yöneticileri İle Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Vergi Denetim Kurulu Başkanı ve Yardımcılarının Cumhurbaşkanı kararı ile atanacağı belirtilmiştir. Bunlar için genel şartlar, hizmet yılı ve öğrenimden başka bir şarta yer verilmemiştir. Bu demektir ki daha önce vergi müfettişi olarak görev yapanlardan kuruldan ayrılarak özel sektöre geçenler vergi müfettişi olamazken Kurul Başkanı ve Başkan Yardımcısı olabilirler.
Bize göre Kuruldan ayrılanların hiçbir şekilde kurulda tekrar görev almaları doğru değildir. Kurulla ilgisi olmayan görevlerde bulunmaları elbette mümkündür. Ancak kurulun kıyısından köşesinden herhangi bir göreve gelmeleri birçok dedikoduyu gündeme getirerek Kurula zarar verir.
İktidar ve muhalefet kanadında bu konuda mutabakat bulunuyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kariyer meslek mensubu kökenli olması ile Plan ve Bütçe Komisyonundaki kariyer meslek kökenli milletvekillerinin bulunması düzenlemenin çıkarılmasını kolaylaştıracaktır. Bu nedenle kariyer meslek mensupları torba kanun tekliflerinde bu konuda düzenlemeyi görmek istiyor.
Ancak konjonktürel nedenlerle bu konunun zamana yayılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu kadrolarda görev yapanların mesleğe girişten yükselmelerine kadar zorlu bir süreç yaşandığı düşünüldüğünde bu kadrolarda bulunanların kamudan ayrılmalarının önlenmesi için mali haklarının düzeltilmesi gerekiyor. Bu kadrolarda görev yapanlarla mali olarak aynı durumda olan mesleklerdeki personelin zaman içerisindeki mali durumlarının iyileştirilmesi bunlar açısından da düzeltmeyi zaruri hale getirmiştir.
Bir dönem Müsteşar olunabilir ama kariyer uzman olunamaz ifadeleri çok rahatlıkla kullanılabiliyordu. Ancak bir zamanlar idari görevlerde bulunanların kariyer uzman kadrolarına şahsa bağlı olarak atanmaları bu meslek mensuplarını hem üzmüş hem de bu meslekleri zayıflatmıştır. Kanunda yapılan düzenleme ile bu süreç sona erdi ama sistem ciddi şekilde zarar gördü. Zaman içerisinde hesapsız kitapsız olarak KHK’larla yapılan yanlış düzenlemeler ileride sistemsel olarak ciddi zararlar doğurabilmektedir.
Benzer Haberler
Altı başlıkta memur sendikalarına kritik hatırlatmalar
Resmi Gazete'de bugün (25.07.2026)
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar güncellendi
Resmi Gazete'de yayımlandı: Tarım Bakanlığı 1.874 personel alacak...
Diyarbakır ve Çanakkale'de deprem
6331 sayılı Kanunda yer alan işveren vekili kimdir?
Akaryakıta bir zam daha geliyor: Tarih belli oldu
Bütçeden SGK’ya 'devlet katkısı' verilmesi uygulamasına son veriliyor