Kamu personeline ilişkin dağınıklığa çözüm üretilmesi kaçınılmaz hale geldi
Yeni Şafak Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı...
Daha önceki yazılarımızda personel ve teşkilatlanma konularında kamu kurumları arasındaki dağınıklıktan bahsetmiş ve çözüm önerilerimizi sıralamıştık. Ancak gelinen noktada dağınıklık hala devam ediyor. Sadece İnsan Kaynakları Ofisi kapatıldı. Dağınıklık ister istemez sorunların çözümüne de olumsuz olarak yansımaktadır. Bu yazımızda konuyu tekrar açıklamaya çalışacağız.
Kamu personel iş ve işlemlerdeki dağınıklık bilindiği için 21.03.2021 tarihli Ekonomi Reformları Eylem Planı’nda kamu personeline dair iş ve işlemlerin tek bir idare tarafından yürütülmesi sağlanacaktı. Aradan geçen koskoca 4 yıla rağmen maalesef ciddi bir gelişme olmadı. Adeta işlerden sorumlu kurumlar biri birlerinin gözlerine bakıyorlar.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kamuda insan kaynakları yönetimine ve teşkilatlanmaya yönelik olarak 5 kurum ve bu kurumların bünyesinde bulunan en az genel müdürlük düzeyindeki 8 ayrı birim yetki kullanmaktadır. Bu kurumlar ve birimler şunlardır:
Daha önce mülga Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen süreç, yeni sistemle birlikte 5 kurum bünyesinde 8 ayrı birim tarafından yürütülmektedir. Bu durumun makul olduğunu kimse izah edemez. Hele hele Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yer alan 3 birimin teşkilat ve personel işlemlerinde ayrı ayrı yetki kullanması izahı zor bir durumdur. Ayrıca, böyle bir sistemde işlerin karışması ve sahipsiz kalması da kaçınılmazdır. Daha açık ifadeyle bir işe ne kadar çok kurum karışırsa işler o kadar karışacaktır. Şu an belirtilen dağınık yapı nedeniyle kamu kurumları ve sendikalar yaşadıkları sorunlara muhatap bulmakta zorlanmaktadır.
Bu nedenle, kamu personel yönetimine ve teşkilatlanmaya ilişkin iş ve işlem yapacak kurumlar arasında uygulama birliğini sağlayacak, sorunları hızlı bir şekilde çözecek ve sistem kurmak için tüm görevlerin tek bir kurumda toplandığı yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğu açıkça hissedilmektedir.
Özellikle somut bir şekilde bakanlıkların birleşmesinde ve ayrılması ile kamu kurumların açılması ve kapatılmasında bu konuya şahit olunmaktadır. Bir bakıyorsunuz bakanlıklar birleşiyor, sonra ortaya çıkan sorunlar nedeniyle tekrar eski haline getiriliyor. Gerekli analizler yapılmadan kamu kurumlarının ayrılması, birleşmesi ve genişletilmesi ister istemez kamu kaynağı israfına neden olmaktadır. Bu nedenle teşkilatlarda yapılacak değişiklikler günlük kararlardan ziyade çok ciddi analizler sonucunda yapılmalıdır.
Kurumların açılması ve kapanmasında kamu kurumlarının ifa ettikleri hizmetlerin aksaması, kurumsal hafızanın kaybı, personelinin adaptasyon sorunlarının yanında, kurumun merkez ve taşra birimlerinin tabela ücretleri, kurum adına baskılı kağıtlar, dosyalar, kıyafetler ve kitaplar dahi dikkate alındığında çok büyük maliyetler oluştuğu görülecektir.
Son dönemlerde kamu kurumlarında sürekli büyüme göze çarpmaktadır. Bu büyüme hem teşkilat olarak hem de mekânsal olarak gerçekleşmektedir. Çok küçük birimlerin yıllarca faaliyetini devam ettirirken bir anda genel müdürlüğe dönüştürüldüğüne şahit olduk. Büyümeye niçin gerek duyuldu sorusunun bilimsel esaslara dayanması gerekmektedir.
Teşkilat, kamu görevlisi ve siyasi iradeden oluşan sacayağı arasında ne kadar uyum sağlanırsa, kamu yönetiminde etkinlik ve verimlilik o kadar artacaktır. Şuan bu sacayağında ciddi sorunlar yaşanmakta olup anlık kararlarla çözüm üretilmeye çalışılmaktadır. Anlık kararlar ise başka sorunlara yol açmaktadır. Bina yapımında olduğu gibi temel ne kadar sağlam olursa kurulacak bina da o kadar sağlam olacaktır.
İnsanın doğumundan ölümüne kadar toplumsal yaşamda karşılaştığı tüm hizmetler kamu kurumları ve bu kurumlarda hizmet sunan kamu personeli eliyle yürütülmektedir. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın devlet kurumlarından memnuniyeti etkin işleyen bir kamu personel ve teşkilat sistemine bağlıdır. Daha açık ifadeyle iktidarların kalıcılığı etkin bir şekilde çalışan kamu personel ve teşkilat sistemine bağlıdır.
5 milyona yakın büyük bir kamu personelini istihdam eden kamu kesiminde hala personel stratejisinin olmadığını üzülerek görüyoruz. Niçin yoktur? Niçin gerek duyulmamaktadır? Ya da bizim bilmediğimiz bir stratejisi var mıdır?
Diğer yandan, acaba kamu personel istihdam stratejisinin olmaması da bir strateji olabilir mi diye de aklımıza geliyor. Gelinen noktada günü kurtarmaya yönelik zikzaklarla dolu yapboza dönüşen düzenlemeler ile kamuda farklı farklı uygulamaların ortaya çıkması sıradanlaşmaya başlamıştır. Halbuki bilimsel esaslar göre hazırlanacak ve kamu kurumlarının uymak zorunda olduğu genel çerçeve çizilmesi gerekmektedir. Bunlar yapılmış olsaydı biz bugün kamu personel sorunlarını konuşuyor olmayacaktık.
Her konuda ahkam kesen muhalefet, maalesef kamu personel istihdam politikası önerilerinde adeta ahraz olmuştur. Ayrıca, muhalefet partilerinin parti programlarına bakıldığında sistem bozuculuktan öte elle tutulur hiçbir öneri getirmedikleri görülecektir. Bu çerçevede, hükümet ne zaman muhalefetin önerilerini yapmaya kalktıysa ülke sıkıntıya girmiştir. Önerileri dahi sıkıntı oluşturan bir muhalefetin kendisinin oluşturacağı sıkıntıları ise düşünmek dahi istemiyoruz.
Benzer Haberler
Motorine indirim geliyor
Bakanlık açıkladı: İşte ailelere yapılan yardımlar ve şartları...
Milli Eğitim Bakanlığı 2027 yılında okullarda taşeron işçi çalıştırmayı düşünüyor
Altı başlıkta memur sendikalarına kritik hatırlatmalar
Resmi Gazete'de bugün (25.07.2026)
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar güncellendi
Resmi Gazete'de yayımlandı: Tarım Bakanlığı 1.874 personel alacak...
Diyarbakır ve Çanakkale'de deprem