Kamu yönetiminde yüksek ökçeler hastalığı artarak devam ediyor
Yeni Şafak yazarı Ahmet Ünlü'nün yıllar önce kaleme aldığı ve hala geçerliliğini koruyan yazısını okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.
Ömer Seyfettin Türk Edebiyatı’na 36 yıllık kısa ömründe önemli hikayeler kazandırmış bir yazardır. İşte bu hikayelerden birisi de Yüksek Ökçeler’dir. Bu hikaye, farklı bir gözle incelendiğinde kamu yönetimindeki önemli yönetsel hastalıklara çözüm bulabilecek önemli içeriğe sahiptir. Önemli olan da hikayelerin farklı gözlerle okunması değil midir?
Bu arada konaktaki kadın ve erkek hizmetliler arasında uygun olmayan işlerde cereyan etmekte, bazı hizmetliler konaktan eşya vb. şeyler de çalmaktadır. Ancak, hanımefendinin yüksek ökçeli ayakkabılarıyla yürümeye başladığı tak tak sesleriyle hemen anlaşıldığı için hizmetliler biranda hizaya geçerek nizami bir şekilde işlerini yapmaya başlamaktadır. Hanımefendi de her şeyin seyrinde gittiğini düşünmektedir.
Bir gün hanımefendi rahatsızlanarak doktora gider. Doktor tedavi sonrasında, hanımefendideki rahatsızlığın yüksek ökçeli ayakkabılardan kaynaklandığını söyler ve bu ayakkabılar yerine daha rahat ve ökçesiz ayakkabılar giymesini önerir. Hanımefendi doktorun tavsiyesine uyarak yüksek ökçeli ayakkabıları çıkarır ve daha rahat ve yumuşak ayakkabılar giymeye başlar.
Yeni hizmetlilerin de ahlaksızlık yaptığına şahit olan hanımefendinin psikoloji giderek bozulmaya başlar. Yüksek ökçeli ayakkabı giyince sağlığında biraz bozulma olmuştur ama şimdi şahit olduklarıyla psikolojisi giderek bozulmakta ve bir müddet sonra delirmeye başlayacaktır. Kararı kesindir, tekrar yüksek ökçeli ayakkabıları giymeye başlayacak ve yaşananlara şahit olmayacağı için de psikolojisi düzelecektir. Yani görmeyecek, duymayacak ve bilmeyecektir. Gerçekten de yüksek ökçeli ayakkabıları giydiği günden itibaren hiçbir kötü olaya şahit olmamış ve psikolojisi düzelmiştir. İşte böyle, görmezsen ve duymazsan psikolojik olarak rahat edersin ama sorunların hepsi de orta yerde durur. Şimdi de bu hikayenin kamu yönetimindeki izdüşümüne bakalım.
Düşünün ki büyük bir holdingde uyumsuz bir yönetim vardır. Yönetimde birinin ak dediğine diğeri kara diyorsa bu holdingin başarıyı yakalaması ve ayakta kalması imkansızdır.
Aynı durumu bir bakanlık için uyarladığımızda, bakanın istemediği bakan yardımcısı veya bakan yardımcısının istemediği ve anlaşamadığı genel müdürlerle çalışmak zorunda olduğu bir bakanlıkta işlerin iyi gitmesini beklemek tam bir hayaldir. Hele bir de yöneticiler işten ziyade temsille ilgileniyorlarsa vay o kurumun haline.
Kötü yönetimlerde holdingler batar, ancak kötü yönetilen kamu kurumlarında ise fatura vatandaşa çıkar, tek fark bu olsa gerektir.
İşte bu noktada kamu yönetiminde yüksek ökçeler kuralı ortaya çıkıyor. Birçok sıkıntılı konu karar verici konumunda olanların önünde cereyan ediyorsa ve müdahale edilmesi halinde ciddi krizler çıkma ihtimali varsa devreye yüksek ökçeler kuralı giriyor ve hiçbir sorun görülmüyor ya da görülmek istenmiyor. Yani görülmesi gereken şeylerin muhtemel çatışmalardan kaçınmak için görülememesi halinde bütün sıkıntılar halıların altına süpürülür ve herkes görünüşte şen şakraktır. Ancak, sorunlar yerli yerinde durmakta ve bir noktadan sonra patlama daha büyük bir şekilde olmaktadır. Bana sıkıntı gelmesinde kim ne yaparsa yapsın kafası maalesef birçok kötülüğün kaynağıdır.
İstisnalar olmakla birlikte makamlar arttıkça ökçe yüksekliği de artmaktadır. Çünkü, olası kayıpların yüksekliği ancak yüksek ökçelerle birçok şeyin görülmesini engelleyebilir. Dolayısıyla makamları yüksek olanların bu makamları kaybetmeleri halinde kaybedecekleri de yüksek olacaktır. İşte bunu göze alarak yüksek ökçeleri çıkaracak ve ne pahasına olursa olsun gerçeklerle yüzleşecek insan sayısı oldukça azdır.
Geçmişte kudretli olup ta sokakta büzüşerek dolaşan birçok insan olduğunu gördüğümüzde kamu yönetiminde yüksek ökçelerle dolaşmanın hiçte işe yaramadığını söyleyebiliriz. Söylemenin kolay olduğunu biliyorum. Benim istediğim zora talip olanların sayısının artması. Zaten Yüce Rabbim hep bunlarla bizleri imtihan etmiyor mu? Unutmayın, yutkunma sayısı arttıkça ökçeler yükseliyor demektir.
Benzer Haberler
Altı başlıkta memur sendikalarına kritik hatırlatmalar
Resmi Gazete'de bugün (25.07.2026)
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar güncellendi
Resmi Gazete'de yayımlandı: Tarım Bakanlığı 1.874 personel alacak...
Diyarbakır ve Çanakkale'de deprem
6331 sayılı Kanunda yer alan işveren vekili kimdir?
Akaryakıta bir zam daha geliyor: Tarih belli oldu
Bütçeden SGK’ya 'devlet katkısı' verilmesi uygulamasına son veriliyor