Telefon
WhatsApp
KDK, 18 yaş altındaki sigortalı sürelerle ilgili önemli bir karar verdi

Kamu Denetçiliği Kurumu 18 yaşından küçükken sigortalı olanlar hakkında önemli bir tavsiye kararına imza attı.

Karara göre, 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hâkim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan kesin hükümsüz olduğu, ancak müvekkili ile babası arasındaki hukuki ilişki geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerektiği, bir iş sözleşmesinin geçersiz sayılması halinde dahi bu geçersiz sözleşme kapsamında iş görme borcunu ifa eden işçinin geçerli bir iş sözleşmesi ile çalışması halinde elde edebileceği tüm hakları talep edebildiği, burada sözleşmenin hükümsüzlüğü ile geçmişe dönük bir hükümsüzlüğün değil ileriye dönük bir hükümsüzlüğün ifade edildiği belirtilerek müvekkilinin babasına ait işletmede 18 yaş altında bildirilen sigortalılık sürelerinin geçerliliğine karar verilmesi yönündeki taleple ilgili tavsiye kararı verildi.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/5873-S.24.9225


BAŞVURU NO : 2024/2863
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN :

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın sigorta başlangıcında 18 yaş altı çalışmalarının esas alınması talebi hakkındadır.


BAŞVURU TARİHİ : 22/02/2024


I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ


1. Kurumumuza başvuran adına vekili tarafından yapılan başvuruda özetle; müvekkili tarafından 27.11.2023 tarihinde sayılı talebi ile Manisa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yaşlılık aylığının tahsisine ilişkin dilekçe ile başvuruda bulunulduğu, işbu dilekçenin 30.11.2023 tarihinde Manisa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından reddedildiği, İdarenin müvekkilinin talep dilekçesine cevaben vermiş olduğu ret kararının hukuka aykırı olduğu, bunun yanı sıra bu ret kararına karşılık İdarenin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunluluğu olmasına rağmen İdarenin işleminde dava açma ve başvuru sürelerinin belirtilmediği, İdarenin müvekkilini doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği ve idarece müvekkilinin hak arama özgürlüğünün ihlâl edildiği, Anayasamızın 60. Maddesinde yer alan “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” düzenlemesinin nazara alınması gerektiği, müvekkilinin içinde bulunduğu duruma ilişkin eklerde sunulan Kamu Denetçiliği Kurumu Tavsiye Kararı da değerlendirildiğinde İdarenin söz konusu ret kararının açıkça haksız olduğu, müvekkili 'nın 27.11.2023 tarihli tahsis talebi 30.12.1997 tarihinde başlayan ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak babasına ait işletmede geçen sigortalılık sürelerinin 18 yaş altında olduğu gerekçesiyle kabul edilmediği, müvekkilin çalışmalarının geçtiği dönemdeki yasal düzenlemelere bakıldığında 18 yaşından küçüklerle ilgili sigortalılık bakımından sınırlama bulunmadığı, böyle bir düzenlemenin bulunmadığı dönemde müvekkilinin böyle bir başvuru yapması yahut onay almasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle idarenin ret kararında yer verdiği üzere 2013/11 sayılı Genelge ile yasal hakkın sınırlandırılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, İdarenin yaşlılık aylığının tahsisine ilişkin talebin reddini dayandırmış olduğu düzenlemeden anlaşıldığı üzere; 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hâkim
onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan kesin hükümsüz olduğu, ancak müvekkili ile babası arasındaki hukuki ilişki geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerektiği, bir iş sözleşmesinin geçersiz sayılması halinde dahi bu geçersiz sözleşme kapsamında iş görme borcunu ifa eden işçinin geçerli bir iş sözleşmesi ile çalışması halinde elde edebileceği tüm hakları talep edebildiği, burada sözleşmenin hükümsüzlüğü ile geçmişe dönük bir hükümsüzlüğün değil ileriye dönük bir hükümsüzlüğün ifade edildiği belirtilerek müvekkilinin babasına ait işletmede 18 yaş altında bildirilen sigortalılık sürelerinin geçerliliğine karar verilmesi ve hak kazanılan yaşlılık aylığının başvuru tarihi olan 27.11.2023 tarihi itibari ile mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte kendisine verilmesi talep edilmektedir.


II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI


2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 01/05/2024 tarihli ve - - sayılı yazıda özetle;

2.1. Konu Türk Medeni Kanunu çerçevesinde değerlendirildiğinde, hukuki işlem niteliğinde olan hizmet akdinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması nedeniyle 18 yaşını doldurmayan küçüğün sözleşme yapma ehliyeti olmadığından, ana ve babasının velayeti altında bulunan çocuk adına sözleşme yapma yetkisi de anne ve babasında olduğundan 18 yaşını doldurmamış çocuğun babasıyla arasında hizmet akdi ilişkisinin doğamayacağı, ancak ana veya babasına ait işyerinde çalışan ayırt etme gücüne sahip küçüklerin
kayyımın iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcutsa veya 18 yaşından evvel evlenmesi nedeniyle reşit sayılmış çocukların veya kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınması durumunda hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılabileceği, 2.2. Bu çerçevede 2013/11 sayılı Genelgenin birinci kısım üçüncü bölüm “1-İşverenin iş yerinde ücretsiz çalışan eşi” başlığı altında, “Ancak baba veya annesine ait iş yerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaktır.” denildiği,


2.3. Bu itibarla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 345 inci maddesinde belirtildiği üzere, çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olması gerektiğinden, 18 yaşından küçük çocuğun bu unsurlar olmadan babasının yanında hizmet akdi ile çalışmasının mümkün bulunmadığı,

2.4. Yapılan incelemede, adı geçenin 30.12.1997-10.10.1998 yılları arasındaki çalışmalarının sicil numaralı isimli babasına ait iş yerinde olduğu ve bu dönemlerde 18 yaş altında olduğu tespit edildiği, bu sebeple ilk işe girişinin 01.05.2004 tarihi olarak dikkate alındığı,
2.5. Yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları, ilk defa uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalı olunan tarihe göre farklılık arz ettiği, 08.09.1999 ve bu tarihten önce ilk defa sigortalı olanlar, 09.09.1999 ile 30.04.2008 tarihleri arasında ilk defa sigortalı olanlar, 01.05.2008 ve bu tarihten sonra ilk defa sigortalı olanların farklı hak kazanma koşullarına tabi oldukları,


2.6. Başvuranın sigortalılık başlangıç tarihi 01.05.2004 olduğundan yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (A) fıkrasına göre tespit edilecek olup tarafına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için başvuranın; 60 yaş ve 7000 prim ödeme gün sayısı veya, 60 yaş, 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısı alternatiflerinden birisine ait koşulları yerine getiriyor olması gerektiği, 03.04.2024 tarihli tahsis talebi itibarıyla başvuranın; yaşı 43 yıl 4 ay 21 gün, prim ödeme gün sayısı 6045, Sigortalılık süresi 19 yıl 11 ay 2 gün olup yukarıda belirtilen aylığa hak kazanma koşulları yerine getirilmemiş olduğundan yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği,


2.7. Başvuranın babasına ait işyerinden bildirilen hizmetlerinin geçerli olarak kabul edilmesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları; 5510 sayılı Kanunun geçici 95 inci maddesi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi ve 5900 prim ödeme gün sayısı olarak tespit edileceği,
Açıklamalarına yer verilmiştir.


III. İLGİLİ MEVZUAT


3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını? insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 7 nci maddesinde;
“ Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.”
6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun;
6.1. Sigortalı sayılanlar başlıklı mülga 2 nci maddesinde (Değişik madde: 11/05/1976 - 1992/1 md.);
“Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.”
6.2. Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu başlıklı mülga 6 ncı maddesinde;
“Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez”
6.3. Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları başlıklı mülga 60 ıncı maddesinde;
...
g) “Bu maddenin uygulanmasında? 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
...”
6.4. Geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının B bendinde;
...
g) “Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla, 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün,”
J) “Sigortalılık süresi 9 (dahil) yıldan fazla, 10 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 9 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 11 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 53 yaşını doldurmaları ve en az 5600 gün,

Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.”
7. Başvuranın, babasının işyerinde sigortalı olduğu tarihte yürürlükte olan mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar başlıklı 271 inci maddesinde;
“Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.”
8. Başvuranın, babasının işyerinde sigortalı olduğu tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun Hizmet akdi başlığı altındaki 314 üncü maddesinde;
“ Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.”
9. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı genelgesinin Sigortalı Sayılmayanlar başlıklı kısmında; “Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.


IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ


10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.


V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE


A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran vekili tarafından özetle; müvekkilinin 18 yaşından önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının sigortalılık kapsamında sayılmaması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddedildiği belirtilerek söz konusu çalışmanın sigortalılıktan sayılması ve hak kazanılan yaşlılık aylığının başvuru tarihi olan 27.11.2023 tarihi itibari ile mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte kendisine verilmesi talep edilmektedir.


12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinden sigortalı olarak bildirildiği, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisine göre çocuk ile ana baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden bahse konu sürelerde geçen çalışmaları karşılığı sigortalı sayılmadığı, başvuranın 30.12.1997-10.10.1998
yılları arasındaki çalışmalarının sicil numaralı isimli babasına ait iş yerinde olduğu ve bu dönemlerde 18 yaş altında olduğu tespit edildiği, bu sebeple ilk işe girişinin 01.05.2004 tarihi olarak dikkate alındığı ifade edilmiştir.


13. Bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının ve buna bağlı olarak hizmet akdiyle sigortalılığının geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.


14. İdarenin uygulaması, daha önce Kurumumuza yapılan benzer nitelikli bir başvuru üzerine verilen kararda yasal düzenlemeler, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar çerçevesinde incelenmiştir
(2020/44632 Başvuru No’lu ve 13/11/2020 tarihli Tavsiye Kararı). Anılan kararda başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hakim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.


15. Mevcut başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürülükte olan 506 sayılı Kanunda, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağının düzenlenmiştir. Bununla birlikte 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ölüm (MYÖ) sigortalarına tabi olanların yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden ise; sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağı ancak 18 yaşından önceki süreler için ödenen MYÖ
primlerinin, prim ödeme gün sayılarına dahil edileceği düzenlenmiştir. Nitekim Kanunda 18 yaşından önce sigortalı olunamayacağına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm bulunmadığından 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak bildirilebilmektedir.
16. Öte yandan, başvuranın babasına ait işyerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 11 inci maddesinde akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, 314 üncü maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271 inci maddesinde çocukla
ebeveynler arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.


17. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği, dolayısıyla sözleşmenin tam iki tarafına borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre, çocukların ebeveyneleriyle yapacakları hizmet sözleşmelerinin 818 sayılı Kanunun 11 inci maddesi gereği 743 sayılı Kanunun 271 inci maddesinde öngörülen şekle uygun olarak kayyımın katılımı ve hakim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı kanunun 11 inci
maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.
18. Somut olayda, 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hakim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun kurucu nitelikteki emredici hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Kanunda düzenlenen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırı sözleşmeler söz konusu işlemi yokluk ile sakat hale getirmektedir.


Genel kural olarak yok hükmündeki bir sözleşme baştan itibaren ölü doğmakta ve geçerlilik kazanıp hüküm ve sonuç doğurmamaktadır.


19. Diğer taraftan, geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.
20. Kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak verilen Yargıtay’ın 18.06.1958 tarihli E:20, K:9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında;
“Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret Dairesinin kararında işe alınma yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.
İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş kanunu ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.


Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi Sigortaları Kanunlarının işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” ifadelerine yer verilmiştir.


21. Bununla birlikte, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunun yerine yürülüğe konan 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394 üncü maddesinde, benzer nitelikli uyuşmazlıkların temelden çözümüne yönelik olarak, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış böylece daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.


22. Nitekim öğretide de, Borçlar Kanununa yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda sunulan Yargıtay’ın İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle
herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de, bu durumlarda sözleşmenin hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukukî sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece, Yargıtaya göre, bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayırımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan, iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu belirtilmektedir (SÜZEK, S, Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş akdinin Geçersizliği, T.C. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a Armağan, İstanbul 2014, Cilt: 20, Sayı: 1 s.136-137).


23. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; başvuranla babası arasındaki iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvuran adına babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigorta sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hakim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.


B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme


24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.


VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA


25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Manisa İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.


VII. KARAR


Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,


Başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaş altında bildirilen sigortalı sürelerinin geçerliliğinin, söz konusu bildirimin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılan sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE,


Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.


Şeref MALKOÇ


Kamu Başdenetçisi

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!