Memur sendikacılığının karşı karşıya kaldıkları zorluklar
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı...
Memur sendikacılığı göründüğünün aksine çok büyük sorunları bünyesinde barındırmaktadır. Bu yazımda genel hatlarıyla bu zorluklardan bahsedeceğim.
Birçok ülkede kamu görevlilerinin grev hakkı ya tamamen yasaktır yada ciddi ölçüde kısıtlanmıştır. Bu durum sendikaların pazarlık gücünü azaltmaktadır. Grev hakkı olması halinde bu hakkın kullanılması da oldukça zordur. Nitekim işçilerde olmasına rağmen istedikleri gibi bu hakkı kullanamamaktadırlar. Grevin karşısında ise lokavt hakkı vardır.
Buna rağmen ülkemizde memur sendikaları fiilen grev hakkını kullanmaktadır. Bunun karşılığında ise kamu lokavt hakkını kullanamamakta, hatta hiçbir yaptırımda dahi bulunulamamaktadır. Çünkü Danıştay, AHİM Kararları nedeniyle verilen disiplin cezalarını iptal etmektedir. Bu konuda kanuni düzenleme yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.
Kamu kurumlarında örgütlü işçi sendikalarının aksine memur sendikaları oldukça fazla sayıdadır. Bu durum bazen büyük sendikaların canını sıkabilmektedir. Rekabet iyi olmakla birlikte aşırı sayıda memur sendikası olmasının da birçok mahzuru olabilmektedir. Küçük sendikaların üyelerine daha fazla zaman ayırması ve sorunlarıyla yakından ilgilenmeleri büyüklerin fena halde canını sıkabilmektedir.
Ayrıca seçimi kaybeden veya listeye giremeyen sendikacıların kurtuluşu yeni sendika kurmakta bulmaları da dikkat çeken başka bir durumdur. Böyle durumlarda sendikal rekabet daha da kızışabilmekte ve sendikalardaki sorunlar gün yüzüne çıkabilmektedir.
Memur ve işçi sendikalarının istisnalar dışında genel olarak siyasi partilere yakın oldukları görülmektedir. Öyle ki sendikaların yetkili olduğu kurumlara bakılarak hangi siyasi partiye yakın olduğunu dahi söyleyebilirsiniz.
Belediye seçimleri sonrasında değişiklik olan belediyelerde yetkili sendikaların sıklıkla değiştiğine şahit olabilirsiniz. Belediyenin sağ veya sol partilere mensup olması sendikalara da doğrudan yansımaktadır.
Toplu sözleşmeler çoğunlukla hükümet tarafından belirlenen sınırların dışına çıkamamaktadır. Bu durum ise yetkili sendikaların belirli alanlara sıkışmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle yetkili sendika olmak mührün elinde olması anlamına gelmemektedir. Hatta bazen kamu çalışanlarının hışmına uğramaya da sebep olabilmektedir.
Son toplu sözleşme sürecinde yaşananlar ve konunun Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna intikal etmesi ve buradan çıkan sonuçtan da kamu çalışanlarının memnun kalmamaları sonrasında yetkili sendikaya karşı oluşan tepkiler hatırlanacaktır.
Kamu çalışanlarının sendikalardan beklentisi oldukça farklıdır. Örneğin mühendislerin beklentisi ile 1 inci dereceye gelip de 3600 ek gösterge talebinde bulunanların beklentileri oldukça farklıdır.
Yine öğretmen, sağlık çalışanı, belediye personeli, büro memuru gibi çok farklı meslek gruplarının aynı çatı altında olması ortak talep üretmeyi zorlaştırabilir. Bazen üyelerin çoğunluğu hangi beklentiye ağırlık verilmesini dahi belirleyebilmektedir.
Nitekim kariyer meslek mensuplarının son derece haklı beklentileri memur sendikalarının müdahale etmeleri ile Meclis Genel Kurulunda geri çekilmiştir. Sendikalar evet haklısınız ama diğer çalışanlara da bir şeyler verilmesi gerekir yoksa bizler zor durumda kalırız itirazlarını ileri sürmüşlerdir.
Üyeler somut kazanım görmek istemektedir. Ödenen aidatın karşılığını görmediğini düşünen üyeler ayrılarak tepkisini gösterebilmektedir. İşçi sendikalarında böyle bir ayrılma toplu sözleşmeden yararlanmada sorun oluşturacağı için mümkün olamamaktadır.
Yine sendika yönetimlerine yakın bazı üyelerin birçok kuralı istisnalar vasıtasıyla delerek sınavsız yükselmeleri diğer çalışanlarda memnuniyetsizlik oluşturmaktadır. Yetkili sendikaların kuralların kendi üyelerine karşı esnetilmesindeki ısrarları da birçok soruna yol açabilmektedir.
Sendikal faaliyetlerin çok önemli avantajları olduğu gibi çok fazla da riski olabilmektedir. Bazı çalışanlar sendikal faaliyetlerin terfi, görev yeri veya yönetimle ilişkiler üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu düşünebilir. Uygulamada karşılaşılan birçok sorun bu düşüncenin haklılığını ortaya çıkarmaktadır. Yönetimlerle iyi ilişkiler kurarak kariyer planlaması yapanlar da az değildir. Bu durum sendikal faaliyetlere olumsuz yansıyabilmektedir.
Memur sendikalarının maaş veya özlük hakkı talepleri bazen toplumda “ayrıcalık isteği” gibi algılanabilmektedir. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde bu baskı oldukça fazla olabilmektedir.
Memur sendikacılığında en sıkıntılı konulardan birisi de aynı işi aynı ortamda statü farkından dolayı farklı maaşlarla yapan personelin olmasıdır. Hatta bazen daha düşük vasıflı işler daha yüksek ücretlerle işçilere yaptırılmakta ve durum da ister istemez tepkilere yol açmaktadır. Memur sendikaları kısık sesle de olsa zaman zaman dile getirebilmektedir. Tolu sözleşme sürecinde işçilerin daha yüksek zam almaları memur sendikaları sıkıntıya sokabilmektedir.
Sendika başkanlarının maaş vb. özlük haklarının sık sık gündeme gelmesi memur sendikalarının en fazla canını sıkan konuların başında gelmektedir. Bazı sendikalar yönetim kurulu başkan ve üyelerinin maaşlarını hiç çekinmeden açıklarken bazıları ise devlet sırrı gibi gizleme yoluna gitmektedir.
Yine faaliyet raporlarını yayınlamamaları da başka bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Halbuki şeffaf uygulamalar arttıkça sendika yönetimleri de rahatlayacaktır.
Benzer Haberler
İl il bayram namazı saatleri
Memur sendikacılığının karşı karşıya kaldıkları zorluklar
En fazla hizmetlerimin kaç yılı için ikramiye alabilirim?
Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan yeni vergi düzenlemesi: Resmi Gazete’de yayımlandı
Emniyet personelinin terfi ve atamasında değişikliğe gidiliyor
Diyanet 1.128 sözleşmeli personel alacak
24 maddelik torba teklifin tam metni!
Tapuda yeni dönem...