Memur Sendikalarının ısrar ettiği yüzde bir sınırı AYM’den tekrar döner
Yeni Şafak yazarı Ahmet Ünlü'nün yazısı...
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hüküm gereğince sendika üyesi memurlara yapılan toplu sözleşme ikramiyesine ilişkin yeni bir teklif torba kanuna ilave edilecek. Elbette ortaya çıkan soruna kısa sürede çözüm üretilmesi sevindiricidir. Ancak teklif metni incelendiğinde çok da sevinilecek bir düzenleme olmadığı anlaşılıyor. Bu yazımızda konuyu farklı açılardan incelemeye çalışacağız.
Sendikaların daha fazla üye kazanmak için çaba göstermesi elbette takdir edilecek bir durumdur. Ancak bunu kanuni düzenlemelerin sağladığı avantajla rekabet ihlali ile yapmaya çalışmak doğru bir yaklaşım değildir. Nitekim AYM, mevzuatla büyük sendikalara üye olmaya dolaylı yönlendirmeleri rekabet ihlali saymakta ve iptal etmektedir.
Daha önceki düzenlemede yer aldığı için iptal edilen yüzde iki üye kaydetme kısıtı şimdi de yüzde bire düşürülüyor. Ancak iptal için aynı gerekçeler bu durumda da yer alıyor. Çünkü teklif edilen düzenleme ile büyük sendikalara yönlendirme olacağı, küçük sendikaların zarar göreceği ve dışlanacağı için rekabet ihlali ve eşitliğe aykırılık nedeniyle iptalle karşı karşıya kalacaktır.
Büyük memur sendikalarının ısrarla iptal edilecek bir düzenlemeyi tekrar kanun teklifi olarak Meclise getirtip kanunlaştırmaya gayret etmeleri anlaşılır gibi değildir. Zira getirilecek düzenleme yeni bir iptale kapı aralayacaktır. Israrla teklife Kamu görevlileri Sendikası’nın kurulu olduğu hizmet kolunda sendika üyesi olabilecek toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde birini sendika üyesi kaydetme ifadesinin koydurulmasını anlamak mümkün değildir.
Meclise getirilen Kanun Teklifi aynen geçerse üye sayısı yüzde birin altında kalan sendikalar bu durumun iptali için harekete geçecek ve muhalefet partileri de iptal için AYM’ye müracaat edeceklerdir. Daha şimdiden küçük sendikalar bağırmaya ve feryada başladılar bile.
Daha önce de sürekli Danıştay tarafından iptal edilen ama her defasında da toplu sözleşme metinlerine koydurulmaya çalışılan dayanışma aidatı uygulamasında da memur sendikalarınca benzer bir yaklaşım sergilenmişti. Hepsi benim olsun mantığı doğru değildir ve yargıdan döner.
Benzer düzenlemenin AYM tarafından iptal edilmesi sonrasında sendika üyesi personeller maddi olarak ilave aidat ödemek zorunda kaldılar ve büyük sendikalara tepki göstererek üyelikten istifa etmeye başladılar. Benzer bir yanlışta ısrar edilirse aynı sorunlarla karşılaşılacağını şimdiden hatırlatalım.
Dolayısıyla AYM’nin iptal gerekçesinin bir kenara bırakılarak yanlışta ısrar edilmesini anlamak mümkün değildir. Eğer yanlışta ısrar edilir ve düzenleme benzer şekilde Meclisten geçerse iptal davası açılacağını bilmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Şayet iptal davası açılır ve sonrasında da iptal edilirse dava açanlardan ziyade yanlışta ısrar edenlerin sorumlu olacağını ve bu nedenle de sendika üyesi kamu personelinin tepkisinin çekileceğinin bilinmesini bir dost olarak hatırlatmak isterim.
Okuyucularımız; “Malumunuz ülkemizdeki çalışanlar arasında yaptıkları “Askerlik Borçlanması” nedeniyle tanınan haklar bakımından çok büyük adaletsizlik var.” “Askerlik borçlanmasında çok büyük adaletsizlik ve haksızlık var. Tüm çalışanlar askerlik borçlanması ile emeklilik hakkı kazandı. Sadece Vatanın Bekçileri Polis, Asker ve Memurlara verilmedi.” ifadelerini kullanarak yaşadıkları mağduriyetin gündeme getirilmesini istiyor.
Daha önceki yazılarım incelendiğinde EYT uygulamasının birçok soruna yol açacağını belirtmiş ve aleyhte yazılar yazmıştım. Muhalefetin hesapsız kitapsız vaatleri ve oluşan kamuoyu baskısı EYT düzenlemesinin çıkmasına sebep oldu. Bazıları muhalefetin niçin suçlu olduğunu soracaktır. Muhalefetin tamamı EYT için koro halinde düzenleme sözü verdiler. Yıllarca kabinede bakan olarak görev yapan Ali Babacan dahi EYT’lilere emeklilik sözü verdi. Halbuki EYT konusunda en tavizsiz bakan Ali Babacan'dı. Sonuçta EYT düzenlemesi Meclisten ittifakla geçti ve kanunlaştı.
Maalesef şu an yaşadığımız ve ilerde de yaşayacağımız bir çok sorunun kaynağı EYT düzenlemesi olacaktır. Dünyanın en gelişmiş sistemleri dahi böyle bir sosyal güvenlik yükünü kaldıramaz. Okuyucumuzun paylaştığı sorun bunlardan sadece birisidir. Bir tarafta 11200 prim gün hizmeti olduğu halde emekli olamayanlar varken diğer yanda çok düşük primle emekli olanlar bulunmaktadır. Eşitlik sağlanmaya çalışılırken birçok adaletsizlik ortaya çıktı.
Anayasal eşitlik açısından bakıldığında bu mağduriyetin giderilmesi gerekmektedir. Ancak ortaya çıkan sorun sadece bu değil ki. Bir günle kanun kapsamına giremeyenlerde ister istemez hak arayışına başladılar. Ne kadar uyarsak da herkes bildiğini okuyor.
Benzer Haberler
Motorine indirim geliyor
Bakanlık açıkladı: İşte ailelere yapılan yardımlar ve şartları...
Milli Eğitim Bakanlığı 2027 yılında okullarda taşeron işçi çalıştırmayı düşünüyor
Altı başlıkta memur sendikalarına kritik hatırlatmalar
Resmi Gazete'de bugün (25.07.2026)
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar güncellendi
Resmi Gazete'de yayımlandı: Tarım Bakanlığı 1.874 personel alacak...
Diyarbakır ve Çanakkale'de deprem