Nizâmü’l-Mülk’ün kamu yöneticilerine önerdiği altı kritik kural
Yeni Şafak gazetesi yazarı Ahmet Ünlü'nün yazısı...
Zaman geçse de kamu yönetiminde başarıya götüren kurallar değişmiyor. Sadece kamu yönetimi biraz karmaşık hale geliyor. Ancak öz hemen hemen aynı.
Selçuklu Veziri Nizâmü’l-Mülk tarafından kaleme alınan ve 51 fasıldan oluşan Siyasetname’de; padişahın, alimlerle devlet işlerini istişâre etmesinden tutun da nöbetçiler ve kapıcıların işlerine, yöneticilerin hata yaptıklarında ve suç işlediklerinde azarlanmalarına kadar kamu yönetimiyle ilgili birçok konuyu son derece ilgi çekici bir şekilde ve örnek hikayeler ışığında anlatarak günümüze ışık tutmaktadır. Yani Siyasetname’de önce konu basit bir şekilde anlatılmakta ardından da konuyla ilgili ilginç hikayelere yer verilerek konu pekiştirilmektedir. Bugünkü yazımızda bu kitaptan yöneticilere yapılan uyarıları açıklamaya çalışacağız.
Denetimsiz yetki devrinin ortaya çıkardığı facia hikaye edilerek yetki devreden yöneticiler uyarılıyor.
Sarayımızın kapısı, zulme uğrayanlara ve mazlumlara açıktır. Hüda, bize bu padişahlığı ve rütbeyi zalimlerin ellerini mazlumlardan çekelim diye vermiştir. Nûşirevân, dergâha gelen her mazlum bir hâcibe (görevli) ihtiyaç duymasın diye –yedi yaşındaki bir çocuğun elinin erişeceği- bir zincir yapmalarını ve buna birçok zil asmalarını emretti. Mazlum o zinciri kımıldatınca ziller ses çıkarır ve Nûşirevân işiterek o kimseyi huzuruna çağırır, durumunu öğrenir ve hakkını zalimden alırdı. Aradan yedi yıl geçti. Nûşirevân’ın sarayına adalet istemeye kimse gelmedi ve şikâyet etmedi. En sonunda bir eşek zinciri kımıldattı ve eşeğin sahibi eşeğe zulmettiği için cezalandırıldı.
Günümüzde böyle bir uygulama olsa nasıl bir kuyruk oluşacağını varın siz düşünün. CİMER kısmen de olsa böyle bir fonksiyon görüyor ama yetersiz olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.
Sonuçta iş gelip adalet terazisine dayanıyor. Ne kadar adalet o kadar refah dersek çok da yanılmamış oluruz.
Bu nedenle kamu gücünü kullananları frenleyecek mekanizmalar geliştirilmelidir. Günümüzde bu konuda önemli mekanizmalar geliştirildiğini belirtmemiz gerekiyor. Uygulamanın etkinliği ise elbette tartışılabilir.
Herkes liyakatine göre değerlendirilmelidir. Kişide aranması gereken şey mal mülk değil hünerdir. Soyu sopu belli olan kimseler varken devlet vazifesi ne idiği belirsiz olanlara verilmemelidir. Devletin bekası için, ehil olmayan kimselere iş buyurulmamalıdır. Bir kişiye birden fazla iş yükleyip, onlarca kişiyi işsiz bırakmak akıl kârı değildir. Devlet adamı bunun dengesini gözettiği sürece iyi bir devlet adamıdır. Aksi takdirde saltanatının zeval bulması çok yakın olacaktır.
Devlet işlerinde dini bütün, Allah korkusu olan, haram yemekten kaçınan bir yardımcıyı herkes ister. Ancak aksi durumda, yardımcı yerine bir casus beslenmiş olur. Bu da devletin bekâsını temelinden sarsacak mahiyette bir olumsuzluktur.
Devlet işlerinde vazife yapanlar, iyi ya da kötü olabilirler. Halk, iyileri hayırla anarken kötüleri nefretle yâd eder. Sevilen bir devlet adamı olmak varken, arkasından kin duyulan biri olmak akıllı kimsenin yapacağı iş değildir. Zira makam mevki geçicidir, kalıcı olan insanlık ve hayırseverliktir.
Devlet adamı zulmetmemeli, zulmetmiyorsa bile vazifelendirdiği adamların zulmedip etmediğini bilmelidir. Yoksa mazlumların ettiği ah, eninde sonunda dönüp kendisini bulacaktır. Bunun için ilk maddedeki çobanın hikayesi akıldan çıkarılmamalıdır.
Merhamet son derece güzel bir haslettir. İnsanoğlu yeri geldiği zaman merhametli olmayı da bilmelidir. Acıma duygusu Allah korkusuyla birleşince, adaletli bir devlet adamı ortaya çıkacaktır. Tarih kitapları, taş kalpli nice devlet adamının kalıcı olmadığını ısrarla yazarken bu gerçeğe işaret etmektedir.
Sonuç olarak 1091 yılında tamamlanan Siyasetname hala günümüze ışık tutmaktadır. Aslında devletlerin cesameti ve karmaşası artsa da yönetimde dünde, bugünde ve yarında geçerli olan temel unsurlardan ikisi olan adalet ve liyakat kuralları aynen devam etmektedir. Önemli olan ise bu değerlere ne kadar ihtiyaç duyduğumuz ve sahip çıktığımızdır.
Benzer Haberler
Resmi Gazete'de bugün (28.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (27.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (26.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (24.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (23.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (22.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (21.07.2026)
Resmi Gazete'de bugün (20.07.2026)