Telefon
WhatsApp
Orta Vadeli Programın kamu personeli açısından değerlendirilmesi

Orta Vadeli Program (OVP) 2023-2025 ve 2024-2026 dokümanları, çalışanlar açısından bazı önemli değişiklikler ve potansiyel riskler içermektedir.

2023-2025 OVP'sinde, "Uzaktan çalışma, kısmi süreli çalışma, çağrı üzerine çalışma, geçici çalışma gibi esnek çalışma modellerine ilişkin düzenlemeler yapılacaktır" ifadesi yer alırken, 2024-2026 OVP'sinde bu ifade genişletilerek "Uzaktan, kısmi ve geçici süreli çalışma ile platform çalışması gibi yeni nesil esnek çalışma modellerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda iş dünyasının ihtiyaçları ve iş-özel yaşam dengesi gözetilerek mevzuat düzenlemeleri hızlı ve etkili bir biçimde hayata geçirilecektir" şeklinde bir ifadeler yer almıştır. Bu durum, çalışanların iş güvencesi ve haklarında potansiyel kayıplara yol açabilir.

Her iki dokümanda da "Sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliği güçlendirilecektir" ifadesi yer almaktadır. 2024-2026 OVP'sinde ek olarak "kişilerin daha çok istihdamda kalmasını teşvik eden" ifadesi eklenmiştir. Bu, emeklilik yaşının yükseltilmesi veya prim ödeme sürelerinin uzatılması gibi çalışanlar aleyhine düzenlemelere işaret edebilir.

KİT'lerde performansa dayalı ölçüm sistemine geçilmesi de her iki dokümanda yer almaktadır. Bu durum, çalışanlar üzerinde performans baskısını artırabilir ve iş güvencesini tehdit edebilir.

Sonuç olarak, her iki OVP de çalışanlar açısından benzer riskler taşımakta, ancak 2024-2026 OVP'sinde bu risklerin daha belirgin hale geldiği görülmektedir. Esnek çalışma modellerinin yaygınlaşması, sosyal güvenlik sisteminde yapılacak değişiklikler ve performansa dayalı ölçüm sistemleri, çalışanların iş güvencesi, sosyal hakları ve çalışma koşulları açısından potansiyel hak kayıplarına yol açabilir.

Yine Orta Vadeli Program (OVP) 2023-2025 ve 2024-2026 dokümanlarını, çalışanlar ve ekonomik kalkınma sonucu oluşacak refah artışının adil paylaşımı açısından karşılaştırdığımızda, her iki dokümanda da bu konuya yeterli önemin verilmediği görülmektedir.

2023-2025 OVP'sinde, "Gelir dağılımının iyileştirilmesi ve yoksulluğun azaltılması" hedefi yer alırken, 2024-2026 OVP'sinde bu ifadeye rastlanmamaktadır. Bu durum, gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderilmesi konusunda bir geri adım olarak değerlendirilebilir.

Her iki dokümanda da ekonomik büyüme ve kalkınma hedefleri ön planda tutulurken, bu büyümenin sonuçlarının toplumun tüm kesimlerine, özellikle çalışanlara nasıl yansıtılacağı konusunda net ifadeler bulunmamaktadır. Örneğin, "Kişi Başına Gelir" artışı hedeflenmekte, ancak bu artışın nasıl dağıtılacağı konusunda bir plan sunulmamaktadır.

2024-2026 OVP'sinde yer alan "İş ve yatırım ortamında bürokratik ve hukuki öngörülebilirliğin güçlendirilerek ekonominin daha rekabetçi bir yapıya kavuşturulması, istihdamın, ihracatın ve üretimin artırılması temel amaçtır" ifadesi, ekonomik büyümeye odaklanırken, bu büyümenin çalışanlara nasıl yansıyacağı konusunda belirsizlik yaratmaktadır.

Her iki OVP'de de gelir dağılımındaki eşitsizliğin düzeltilmesi için somut ve kapsamlı düzenlemelerin eksikliği göze çarpmaktadır. Asgari ücret artışı, toplu sözleşme hakları, sendikal özgürlükler gibi çalışanların refahını doğrudan etkileyecek konularda net politikalar sunulmamaktadır.

Sonuç olarak, her iki OVP'de ekonomik büyüme ve kalkınmaya odaklanırken, bu büyümenin sonuçlarının adil paylaşımı konusunda yetersiz kalmaktadır. Çalışanların refahını artıracak, gelir dağılımındaki eşitsizliği giderecek ve ekonomik kalkınmanın sonuçlarını toplumun tüm kesimlerine yayacak politikaların eksikliği, sosyal adalet açısından endişe vericidir. Bu durum, ekonomik büyümenin toplumsal refaha dönüşmesi konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!