YÖK’ün Behçet Hoca’nın fiziğiyle imtihanı
Yeni Şafak gazetesi yazarı Ahmet Ünlü'nün yazısı....
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Behçet Yalın ÖZKARA sosyal medya hesabından adeta fırtına gibi esiyor. Hocanın kabına sığmayan bir yapısı olduğu kesin. Üslup sorunu var mı derseniz yok demek oldukça zor. Son olarak dikkat çekmek için girdiği üniversite yerleştirme sınavında eksi net fizik sorusu ile fizik bölümüne yerleştirilmesi gündem oldu. Daha çok da verilen disiplin cezaları gündeme oturdu. Bu yazıda konuyu açıklamaya çalışacağız.
Hocanın özgeçmişine ve çalışmalarına baktığımızda parlak bir akademisyen olduğu anlaşılıyor. Hocanın tarzını ve kişiliğini sevmeyebilirsiniz ama önemli bir konuya dikkat çektiğini de görmezden gelemezsiniz. Dediği çok açık. Eksi fizik puanıyla fizik bölümüne yerleştiğini elindeki belgeyle açıklamaya çalışıyor.
Konuyla ilgili olarak YÖK’ün yaptığı açıklamada şu ifadeler yer almaktadır: “Adayın işaretlediği Fizik sorularının tamamı yanlış dahi olsa Biyoloji ve Matematik neti SAY puanının hesaplanmasında etkili olacaktır. Aday, söz konusu Fizik Programına yerleşmesi için yeterli SAY puanına sahiptir.
Adayın SAY puanının hesaplanabilmesi için TYT’deki ‘Türkçe’ testi veya ‘Temel Matematik’ testinin en az birinden 0,5 ham puana veya üzerinde puana sahip olması, AYT’deki Matematik testi veya Fen Bilimleri testinin en az birinden 0,5 ham puana veya üzerinde ham puana sahip olması gerekmektedir. YKS Puan hesaplamasına ilişkin yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, Behçet Yalın Özkara’nın Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik programına 233,72123 sayısal puanı ile yerleştiği görülmektedir. ÖSYM tarafından yayımlanan 2024 YKS Taban puanlara bakıldığında anılan programa yerleşen son adayın sayısal puanının 232,72688 olduğu görülmektedir. Ayrıca, Behçet Yalın Özkara sayısal puanı ile tercih etmiş olsaydı devlet üniversitelerinde 64 programa daha yerleşebileceği görülmektedir.…”
Yazmak, konuşmak ve dikkat çekmek kolay bir iş değildir. Hoca aslında zor bir iş yapıyor. Üslup sorunu olması bu gerçeği değiştirmiyor.
Hocanın kişiliğini, tarzını, olaylara yaklaşımını vb. birçok şeyi eleştirebiliriz. Ama anlattıkları şeyler dikkate alındığında akademinin iyileştirilmesi gereken ciddi yaraları olduğunu göstermektedir. Kaldı ki bu sorunlar bilinen sorunlar ama yüksek sesle dillendirilmeyen sorunlardı.
YÖK’ün öncelikle bu hocayı dinlemesi ve rapor istemesi gerekiyor. Adam üniversitelerde yaşanan sorunları anlatmak için adeta çırpınıyor. Eğer konuşturma yerine disiplin cezalarıyla susturma yöntemini seçerseniz üniversitelere iyilik yerine kötülük yaparsınız. Sorunları kimin söylediğinden ziyade ne söylenildiğine odaklanmamız gerekiyor.
Geçmişten günümüze akademide eş dost ataması bilindik bir yöntemdir. Bu nedenle nitelikli kişilerin yönetilmesinin zorluğu dikkate alınarak öncelikle rektör atamasında hatır gönülden kaçınılarak bilimsel duruşu olan ve saygın kişilerin seçimine özen gösterilmesi gerekmektedir. Maalesef bu ülke, üniversitede eşini yönetici yapan ve bunu savunacak kadar seviyesini düşüren rektörlere dahi şahit oldu.
Elbette göğsümüzü kabartan dünya çapında başarısını ispatlamış hocalarımız da var. Ancak üniversitelerin ekosisteminin başarıyı frenlediği yönünde yaygın bir kanaat olduğunu da biliyoruz. Nitelikli hocaların yetişmesi kolay değil ve yıllar almaktadır. Ancak bunların kaybedilmesi ise çok basittir ki nitelikli hocaların kaybedildiği biliniyor.
Üniversitelerdeki kalite sorunu ister istemez ülkenin gelişmesine doğrudan yansımaktadır. Üniversite sayısının arttırıldığı ama kalitenin istenen seviyede olmadığı genel kabul görmüş bir durumdur. Kalite de ister istemez üniversite hocalarının üniversitelere girişlerinden yükselmelerine kadar uzun bir sürece bağlıdır.
Üniversitelerde geçmişe göre büyük iyileştirmeler yapılmıştır. Ancak üniversitelerin çoğalması yapılan iyileştirmeleri yetersiz hale getirdiği için hala hakları yenilenlerin feryatları yükselmektedir.
İşin eleştirisi elbette kolaydır denilebilir. Hoca kendince önerilerde de bulunuyor. Elbette konunun YÖK tarafından enine boyuna ele alınması ve çok boyutlu olarak masaya yatırılması gerekiyor. Belki de YÖK tarafından yapılan ciddi çalışmalar vardır ama haberimiz olmayabilir.
Bize göre YÖK’ün hocaların disiplin cezalarıyla susturulmasının önüne geçmesi gerekiyor. Elbette suç işleyen cezalandırılmalıdır. Hocalar can sıkıcı işlerde yapabilirler ama onların susturulması fayda yerine zarar verir. Sonuç olarak disiplin cezaları ile hocaları susturma yerine YÖK’ün imkânı varsa eleştiri satın alma yolunu tercih etmeli ve eksikliklerini bu yolla tamamlamalıdır. Sorunlar ancak eleştiri ile gün yüzüne çıkar.
Benzer Haberler
Resmi Gazete'de bugün (20.09.2026)
Resmi Gazete'de bugün (19.09.2026)
Resmi Gazete'de bugün (18/09/2026)
Şimşek'ten memur ve emekli zammı açıklaması
Zam tabelaya yansıdı: Motorin 100 lirayı aştı!
Resmi Gazete'de bugün (17.09.2926)
Resmi Gazete'de bugün (16.09.2026)
Resmi Gazete'de bugün (15.09.2026)